İSTANBUL GİBİ SEVMEK ...

05 Ekim 2011, 08:22
Vahide ERDOĞAN
 
 
  İstanbul gibi sevmek vardı insanları;içine 15 milyonu sığdıracak kadar… Kalbi tıkış tıkış olana kadar….İğne atsan yere düşmez bi yürek vardı onda , ayağa düşmekten korkmayıp öylesine göğe sıçramış bi yürek…Taşıdığı yükün ağırlığından mıdır bilinmez yere sürtünürdü ayakları ne zaman görsem… Başka bi İstanbul daha vardı onda, Haliç in semalarında salına salına durur,bünyesinde biriktirdiği renklerden gayet memnun dört başı mağrur…Mevlana gibi severdi İstanbul;nasıl da basardı bağrına iyi- kötü tüm evlatlarını,nasıl da örterdi siyah peçesini gecenin üstüne çocuklarının kusurları görünmesin,mahremime kimse el sürmesin diye,öyle vefakardı istanbul………Sonra o,bi kadın gibi severdi insanları;zarar ziyan vermezcesine..Nemli lodosuyla okşardı sevdiğinin saçlarını,sokak sokak onu yazardı şairler,onu söylerdi tüm şarkılar;güzelliği yedi tepeli şehre nam salmış alımlı bi kadın gibi severdi..O kadar davetkar,tüm göz kamaştırıcılığıyla cüretkar…Başka başka sevmeyi de denedi sonra,tüm varlığını serdi,saçtı ortalığa ,eli hiç titremeden tıpkı bi baba gibi cömertçe…Huysuzdu çocukları,dinlemediler babalarını;hiç anlaşamadılar kardeşleriyle, en büyük ve en güçlü olanı aldı tüm varlığı,geri kalan kardeşlerse önce ağladı sonunda varoş mahalleler kurdular uçsuz bucaksız,tek hükümranı kendileri olan sefil,yoksul,uyuşturulmuş beyinlerin barındığı varoş mahalleler….Tavandaki tabandakinden habersiz monoton bi sıkıntı içinde yaşayıp gittiler hep birlikte……Krallığını koruyan bi savaşçı gibi severdi İstanbul;hisarlar dikmişti yıldızlara erişen,yeraltı tünelleri….Artık hiçbir düşman bu halkı esir edemezdi..Bu şehrin insanları,kitaplara konu olan, o biçare esir şehrin insanları değildi,olamazdı,olmamalıydı…..Yeni kurtulmuştu esaretten oysa;Bizans askerleri dolanıyordu rıhtımlarında,o zaman da mutluydu,askerlerle şarkı söyler,rahibelerle Ayasofya ya giderdi,sahilinde dolaşırdı hiç durmadan..Derken, günlerden bi gün Fatih i görür İstanbul,şimşek gibi atının üzerinde şahlanan Fatih e ta kalbinden vurulur..Onun şehri olmak ister birden,öyle ya dünya üzerinde Fatih e en iyi o yakışırdı;destanlar yazılsın istedi ikisi üzerine,gazeller dökülsün!!O an tüm kalbiyle diler ki Fatih de onu öyle sevsin..Öyle de olur zaten adını sanını duymuştur Fatih,henüz görmeden derinden bağlanır İstanbul una,çocukluğundan beri onu alacağı günün hasretiyle yanıp tutuşur,sevdalı yürek fazla söz dinlemez,yaş 21 olmadan kapısına dayanır Fatih istanbul un..Karadan ve denizden kuşatır sevdiğini..İstanbul çok mutludur ;onun için gemileri karadan yürütmüştür cengaveri….Zorlu geçen günlerin ardından iki aşık kavuşur;dünyanın düzeni şaşmıştır bu aşktan; çağlar açılıp, çağlar kapatılır..İstanbul esaretten kurtulur ve o gün bugündür bağımsızlığına sadık olarak yaşar durur….     
          Yaradan gibi severdi İstanbul; öylesine merhamet dolu öylesine bi dua kadar yakın,içten,sıcak…
 
Ben de istanbul gibi sevebilseydim keşke kendim dahil herkesi,ayırt etmeseydim içimdeki aşktan iyiyi,güzeli,çirkini ve daha nicelerini,bağrıma basabilseydim asla affedemem dediklerimi,kendimi beğenmişliklerim olmasaydı mesela sadece mütevazılığımı görseydi gözler,ikinci bi yüzüm olmasaydı suratıma küfür gibi gelse de sözler….Belki de en büyük hata burda ;ben İstanbul gibi sevseydim eğer ya da diğerleri sevebilseydi her şey yoluna girecekti                                                                                                             
                                                                                                                       Vahide ERDOĞAN
 

Bu makale 1345 kez okundu
Yükleniyor...






haber58 ödül