MUHSİN AĞABEYE SESLENİŞ ...

06 Ekim 2011, 13:04
Asker AVŞAR
Bismillah...
 
Rahmetli Muhsin Ağabey,
 
Bugün, cümle cemil müslümanlara dua edilecek bir gün müdür ? Evet öyledir. Dünden başlayarak, 2011 miladi senesine tevafuk eden Hacc'a giden ilk kafileyi uğurladık milletçe.
 
Gidenlerin arasında, gözlerinin en derininde bin şimşek barındıran yaşlı nenecuklar gördüm. Dedecikler gördüm. Birisinin elinde de bir gazete parçası gördüm. Kendi kendime dedim : Bu ne tuhaflıktır. Bu ne faniliğe boğulup kalmadır. Hacc'a yolcu olanın elinde, dünyaya ait meseleler bu kadar mı öncelikli olmalı, dedim...
 
Yanına yaklaştım. O gözlerinde, gözlerinin en derinlerinde bin şimşek barındıran dedeye dedim ki : Baboş birşey soram, müsaadenle. Olar mı ?
 
Tahmin mi etti soracağımı, yoksa hep mi böyle hoşgörülü , balgörülü bakıyor maruzata gelenlere bilmiyorum. Ama bana hoş baktı, gözleriyle mekanı zemin etti, başköşeye de beni davet etti. 
 
 
Dedim :

- Baboş, bu ne haldir? Elindeki gazete de, nedir ?

- Gidince, ölen oğluma değil, önce bu oğluma dua edeceğim, dedi...

Gazeteyi akıttı ellerime, su mu aktı, burnumun direğine roket mi saplandı, Bilmiyorum. 

Ula öyle gerilmiş, öyle çeliklenmiş, öyle ıslanmış bir yüzle, bakakaldım ki gazeteye. 

Muhsin YAZICIOĞLU'nun ve beş arkadaşının,ü öldürülmüş olduğunu yazıyor gazete...

Ve bu yetmişlik baba, Hacc'a ilk giden kafilelerden biri olan bu kafilede, bu ilk Hacı Adayımız: "Ölen oğlumdan önce, bu oğluma dua edeceğim" diyor...

Ve nasip ise inşaAllah, 2011 miladi senesinin Hacc-ı Keriminde, son kafilelerden birinde olacak bu fakir de, ölen rahmetli ağabeyim Fatih Coşkun'dan önce, Muhsin Ağabeyime dua edeceğim..

Biri hanımdan öz, Hacı Babamdan öz, ötekisi milletimden öz, fikrimden öz, ruhumdan öz, iki büyük Türk İslam Cengaverine dua etmek için dahi olsa, bu Haccı başımın tacı sayıyorum gari...
99 Depreminde bürokratik devletinin yedi ceddine dümdüz saydırırken, peşime takılanlar kimse, bugün de o takılanların ağa babalarının, Muhsin Beyin ve yoldaşlarının canına kasdettiğini anlıyorum...
 
Benim gibi Sıradan Türk Gençlerinin  dahi ala ala heyheylenmesinden gocunan siyonist namus yoksunlarının bürokratik kadrolardaki adamları, elbetteki, senin gibi Türk İslam Gençliğinin komutanını da, paramparça etmenin bin yolunu bulacak amacına ulaşacaktı...
 
Bugün, Türk İslam Gençliğinin lideri yoktur....
 
Konya'da Uğur'umun, Adana'da Türkan'ımın, Adıyaman Besni'de Mehmed'imin komutanı yoktur...
 
Ekran müptelası zibidelerin ambargolarına rağmen, yetiştirdiğin tüm kadrolar birbirine neredeyse, hemen hemen, yüzde yüze yakın bir oranda, buluştu ve kaynaşmaya başladı Muhsin Ağabeyim...
 
1991'de Bakırköy Yenimahalle'de vaaz veren ne diyorsa, 1992'de "Büyük Birlik'i" özleyen sen de aynı şeyi söylüyordun....
 
Okyanus Ötesinde Esir Tutulan, ne diyorsa; kendi ülkende görünmez şer odaklarının kumpaslarınca esir alınmaya çalıştıkları Sen de, aynı şeyi söyledin...
 
İktidarlara heves etmedin...
 
Patronlar Külübünün önerilerine, edebinle restini çektin...
 
Bugün, tamirine çalıştıkları yargının ideolojik alçaklığına, sen ta o güjn, adı batasıca Seyfi Oktayların, Moğultayların bakanlık yaptığı dönemlerde, restini çekmiştin. Bunlar bize 25 yıl kaybettirir, demiştin. İşte gördük ki, o günlerde atılan ideolojik namus yoksunluğu, İsrail destekli ve eğitimli Dinsiz Terör Örgütünü, kucağımızda gün be gün büyüttüler...
 
En son, Tantan'dan gelmişti sana : Partine  sızma çalışmaları var, denmişti. Buna rağmen, Derin Namussuz Siyonistler, öldürükleri Fırat DİNK'i de, bastırdıkları Danıştay'ı da, Alperenlerin mübarekliğine leke diye sürmeye çalıştılar. 
 
Yılmadın...
 
Hergün yenilenen ve yeniden güçlendirilen zulüm ordularına karşı, Bosna'daki evsizin barksızın da durumunu düşündümn, Adıyaman veya Rize'deki veya Azerbaycan'daki veya Rusya'daki dara düşmüşü de...
 
Kimseye anlatmadık, yaptıklarını, yaptırdıklarını...
 
Bilinmesin istiyordun, iyilik namına ne yapılıyorsa...
 
Siyasi partiden çok, gönül dergahının mürşidi olmuştun. Kavganın gürültünün her türlüsünden uzak duruyordun. Bir emrine bakan milyonlarca Türk İslam Genci, sen vakti değildir dedin diye....
 
Çektiğin onca zulmü ve işkenceyi, bir kere bile kamuoyu çalışmasına meze etmedin diye...
 
Devletin kadrolarına sızmış Kafirlerin, ama askeri üniforma içinde, ama takım elbise içinde ama polis formaları içinde, sana yaptığı her türlü Allahsız Kitapsız işkenceyi, senin gibi işkence görmüş solcusu sağcısı namına, derin bir sukutla karşıladın. Devletimizin acziyeti ile meydana gelen ve bizi insanlığımızdan utandıracak muamelelere rağmen, gençliğe öfke aşılamayacağız, nefret aşılamayacağıuz, bir nesil kaybetmiş Türkiye'ye, bir kaç nesil de biz kaybettirmeyeceğiz, dedin....
 
Seni en çok da, bu yüzden sevdik...
 
Nefret ettirmiyordun Gözüm...
 
Namaza gidenle gitmeyeni, ayırtetmeyin, diyordun...
 
Başı açıkmış, başı kapalıymış demeyin, diyordun...
 
Bir Hayalim var, diyordun...
 
Hepimizin hayalini,dillendiriyordun...
 
 
Nefret ekip kin biçmeden, konuştun hep...
 
Senin olanı almalarına da, gücün olduğu sürece asla izin vermedin..
 
 
Şimdi seni ve yoldaşlarını öldürenleri, tek tek buluyorlar...
 
Ve nasıl bulunduklarına şaşırıyorlar, eminim...
 
Videoları bulundu....
 
İsimleri bulundu...
 
Aradan geçen 2 yılda, herşey unutuluyor, sessizleşiyorlar, külleniyor herşey sanarlarken, başlarında bir bir patlayan hakikatten, köpek korkusu ile korkuyorlar...
 
Daha bitmedi...
 
EN KÜÇÜK AYKIRILIKTA DAHİ, YERİ GÖĞÜ BİR EDEN ALPERENLERİN, ŞİMDİ SUSMALARINA DA ŞAŞIRIYORLAR...!
 
Daha çok şaşırırlar...!?
 
Mevlana Kentinden Uğur'umun dediği gibi : Kirli bir dünyadan, rezil bir fanilikten, bu derece büyük komployla, alçaklıkla kurulmuış ittifaklarla şehit edilen bir Muhsin YAZICIOĞLU, şehadetlerin bu devirde mümkün olan en güzellerinden birini nasiplenmiştir. Bekleyeceğiz... Göreceğiz... Vakti gelince, konuşacağız...
 
 
Güneydoğu gezisinde, açılım saçılım günlerinde yaptığı hatayı şimdi şimdi, yeni yeni düzeltme pozlarındaki Abdullah GÜL, eğer ki bu davanın peşini bırakmayanlara, destek olmaya devam edecekse, üç gün sonra, sadece üç beş personel ile olayı kapatmayacak ve bunun hem yurtiçinde hem dışında, hem sanayici işadamı hem bürokrat ve siyasetçi tüm uzantılarını, ister aile içine kadar uzansın, tüm uzantılarını bulduracak ve yargılatacak ise, tarihe geçer. Aksi taktirde, Süleyman Demirel'in rezil aşşağılanışlarından daha beterine karşı, hazırlamalıdırlar kendilerini
 
Devletin adaleti tıkanmışsa, fertlerin adaletine meşruiyet doğar...
 
 
***
 

Dedim :

- Baboş, bu ne haldir? Elindeki gazete de, nedir ?

- Gidince, ölen oğluma değil, önce bu oğluma dua edeceğim, dedi...

Gazeteyi akıttı ellerime, su mu aktı, burnumun direğine roket mi sağlandı, Bilmiyorum. 

Ula öyle gerilmiş, öyle çeliklenmiş, öyle ıslanmış bir yüzle, bakakaldım ki gazeteye. 

Muhsin YAZICIOĞLU'nun ve beş arkadaşının,ü öldürülmüş olduğunu yazıyor gazete...

Ve bu yetmişlik baba, Hacc'a ilk giden kafilelerden biri olan bu kafilede, bu ilk Hacı Adayımız: "Ölen oğlumdan önce, bu oğluma dua edeceğim" diyor...

Ve nasip ise inşaAllah, 2011 miladi senesinin Hacc-ı Keriminde, son kafilelerden birinde olacak bu fakir de, ölen rahmetli ağabeyim Fatih Coşkun'dan önce, Muhsin Ağabeyime dua edeceğim..

Biri hanımdan öz, Hacı Babamdan öz, ötekisi milletimden öz, fikrimden öz, ruhumdan öz, iki büyük Türk İslam Cengaverine dua etmek için dahi olsa, bu Haccı başımın tacı sayıyorum gari...

ALLAH'ım, her gece bu saatlerde, aramızdan aldığın güzel insanların, sana varmış olmaları düşüncesiyle rahatlıyorum..  
Şehitlerimiz başta olmak üzere ölmüşlerimizin ruhları şad, mekanları cennet olsun... 
 
Onmilyonlarca Türk İslam Gencinin liderleri için, daha ne kadar bekleyeceğiz Allah'ım ?


Asker AVŞAR


Bu makale 1233 kez okundu
Yükleniyor...






haber58 ödül